Zeytin ağacı

Oleacea familyası, Olea cinsinin bir türü olan zeytinin anavatanı yukarı Mezopotamya ve Güney Ön Asya’dır

 Arkeolojik çalışmalar, zeytin yetiştiriciliğinin M.Ö 4.000’li yıllara kadar dayandığını göstermektedirler. İlk Grek ve Roma yazıtlarında zeytinin barış ve birlikteliğin ebedi simgesi olduğuna değinilmiştir. Kuran, İncil ve Tevrat’taki sayısız bölümde zeytine yer verilmiştir. Tarihi gelişimi içinde birçok efsaneye kaynak olan zeytin, eski uygarlıkların yazıtları ve kutsal kitaplarda yer almıştır. Zeytin beyaz bir güvercinin Nuh’un gemisine tufan sonrası canlılık belirtisi olarak, ağzında zeytin dalı ile dönmesi nedeniyle, yüzyıllardır barışın simgesi kabul edilmektedir.

Nar ağacı

Binlerce yıldan beri birçok medeniyette nar, bolluk ve bereket simgesi olarak gösterilmiştir.

M.Ö.3500 yıllarından itibaren yetiştirildiği bilinir. Özellikle İran ve Kuzey Hindistan’da, Himalayalar’a özgü bir bitki olarak nitelendirilen nar, bütün Akdeniz kıyısı boyunca yetişir

Doğu Akdeniz, Mezopotamya, İran, Urartu ve Ege medeniyetlerinde, edebi kaynaklarda sıkça sözü geçen ve sembolik önemi ön plana çıkan nar doğum, ölüm, hayat, bereket ve bolluğu simgelediği görülür

Defne ağacı

Defne (Laurus nobilis) çoğunlukla Akdeniz coğrafyasını kendine ev edinmiş bir ağaç. Adı mitolojide bir su perisi olan Daphne’den geliyor. Medeniyetin beşiği Hatay’ın harbiye bölgesinde geçtiğine inanılan bir rivayete göre, Daphne kendisine aşık olan Apollon’u istemez ve ondan kaçar. Tam yakalanacağı sırada babası, nehir tanrısı Peneus, onu bir “defne” ağacına dönüştürür. Daphne sonsuza dek ağaç olarak kalır ve Apollon bu ağacı kendi simgesi yapar. Yunan kültüründe zafer sonrası başlara takılan defne yapraklarından taç ile bu simge ölümsüzleşir. Akdeniz defnesinin, yaz kış yeşil kalması da defnenin ölümsüzlük simgesini pekiştirir niteliktedir.

Turunç Ağacı

Narenciye ağaçlarından olan turunç, Güneydoğu Asya’nın kıyılarında yetişen, kışın yaprağını dökmeyen ağaçtır. Turuncu ağacını portakalla karıştırır, fakat suyu acımtıraktır.

Turunç ağacı dünyada acı portakal (bitter orange) ismi ile de bilinmektedir.

Turuncun anavatanın Güneydoğu Asya’dır, turunç Güneydoğu Asya’dan 10 ve 11. asırlarda Akdeniz ülkelerine getirilmiştir.

Acı portakal yani turunç meyvesi; reçel, marmelat gibi birçok lezzette kullanılmış günümüze kadar taşınmıştır.

Domates

Ana vatanı Amerika kıtası olan domatesin, uzun yıllar boyunca süs bitkisi olarak da kullanılmış. Hatta ilk yıllarda zehirli olduğu düşünülüyorken 20. yüzyıl başlarında sebze olarak tüketilmeye başlanmış teknoloji ve ekonomik gelişmelerin doğrultusunda birçok kültürün sofralarında vazgeçilmez bir lezzet olarak yerini almıştır

Anadolu coğrafyasına baktığımızda dikkatimizi çeken Osmanlı mutfağında ki saray kayıtlarına ilk olarak yeşil domates kavata adıyla 1700’lerde girmiş ve domates kullanıldıktan bir süre sonra, Osmanlı mutfağının vazgeçilmez ürünlerinden biri olarak yerini almıştır. Birçok yemeğe kullanılmasıyla birlikte farklı tüketim çeşitlerine gidilmiş ve bu dönemde temelleri atılan, günümüze kadar lezzeti ile mutfağımızdaki yemeklerimizi süslemeye devam eden domates salçasının üretimi Anadolu topraklarında başlamıştır.

Biber

Anavatanı Amerika olan biberin, yetiştiriciliği M.Ö. 7500 yıllarında beri Amerika’da ilk yetiştirilen bitki türleri arasında yer almaktadır. Biber kültürü önce Avrupa’ya buradan ise Asya hızlı bir şekilde yayılmıştır.

Biberin Osmanlı Mutfağı ile buluşması ise 16 – 17. yy da gerçekleşmiştir.

Anadolu coğrafyası tanıştıktan sonra biber günümüze kadar lezzeti ile mutfağımızdaki yemeklerimizi süslemeye devam etmiş ve biber salçasının üretimi Anadolu da yapılmıştır.